Kur'an'da Takva Önemi | Kadir Akaras

 

Konuşmanın Konusu: Kur'an'da Takva Önemi

Konuşmacı: Kadir Akaras

 

Konuşmanın Özeti:

Rahman ve Rahim Allah’ın Adıyla

Sözün emiri, Müminlerin Emiri Hz. İmam Ali’nin Nehcü’l Belağa’da ki 31. mektubu İmam Hasan’a yazmış olduğu bir mektuptur. İmam Ali bu mektubunda gençliğin hayata bakışı ve hayatın gençliğe bakış açısını yorumlamaktadır.

Gençlik idealisttir. İmam Ali, gençliğin idealleriyle hayatın realitelerini barıştırıyor. Bunu nasıl gerçekleştireceğimizi sözün emiri Ali’den öğreniyoruz. İmam Ali, hayatın fani olduğunu, hayatın tehlikelerinin gençliğin peşinde olduğunu söylüyor. Olumlu ve olumsuz gelişmelere açık olan ruh hali, o tehlikeleri görmesiyle o tehlikelerden korunma olasılığını çoğaltıyor.

Gençliğin hayata idealleriyle bakışı ister ailevi hayatı olsun ister sosyal ve siyasal hayatında olsun gerçekleri dikkate almadan, insanın ve toplumun psikolojisini dikkate almadan, yola düşmesi vahşi hayvanların arasına düşmüş bir ceylan misali her an av olabilir. İmam Ali, İmam Hasan’a şöyle buyuruyor:

“Evladım, sana ilk tavsiyem takvadır.”

Takva kelimesi 237 defa Kuran’da tekrarlanmıştır. Rabbimiz birçok ayette şöyle buyurmaktadır:

   

“Takvalı olun.”

    

Her alim minbere çıktığında, namaz kıldırdığında amacı sadece dünyevi hedeflere ulaşmak mıdır ya da ilahi görevi gerçekleştirmek için mi bunu yapmaktadır. Şekil olarak bütün alimlerimiz namaz kıldırmakta, sohbet etmektedir; ama yapılan bu işlerin asıl niyetini ancak Allah biliyor.

Bilahare hayata sunduğumuz bütün davranışlarımız ve sözlerimiz kendi iç dünyamızda oluşturduğumuz karakterimizin dışarı yansımasıdır. Bu davranışlar herhangi bir dünyevi çıkar için midir yoksa gerçekten bir amacı mı vardır. Takva, yapılan işlerin arka plandaki değerinin ölçüsüdür. İşte bu nedenle İmam Ali’nin, Nehcü’l Belağa’nın bütün hutbelerinde takvaya değinmekte ve bu önemli konuyu gündem etmediği hiçbir hutbesi bulunmamaktadır.

Bu nedenle bizim Allah’a sunduğumuz namazların içeriksiz olması o takva arka planından yoksun oluşudur. Aynı şekilde sosyal hayatımızda ki bütün davranışların arka planında takva olmadığı için bunların hiç birisi Allah katında makbul olmamaktadır. Allah katında yapılan amellerin sunumu çok da önemli değildir, asıl önemli olan o amelin takva ile yapılıp yapılmamasıdır.

Velhasıl takvayı şöyle özetleyebiliriz:

Hem topluma bakış açımız hem dünyaya bakışımız hem de Allaha bakışımız, bunların tamamında sadece ve sadece Allah’ın rızası ve hoşnutluğu gözetilmiş ise işte bu sunumun arka planına takva denir. Ama eğer bunun arka planında takva yoksa, o sunumun adı namaz da olsa o namazın hiçbir değeri yoktur.

Bizim sunumumuzda, namazımızda, davranışlarımızda azıcık bile şirk olursa; o zaman başkaları bu sunduğumuz dini kabul etmez. Onun için iman eden bir topluma Allah takvayı önermektedir. Elimizde Allah’ın dinini temsil eden bir simge vardır, öyleyse onun hakkını korumalıyız.

Bunun için İmam Ali, takva tavsiyesinin hemen peşinden açıklama olarak Allah’ın emirlerine mulazemetin gerektiğini buyuruyor.

İman ve merhamet, Müslüman ve adalet birbirinden ayrılmaz parçalardır. İmam Cafer-i Sadık şöyle buyuruyor:

“Peygamberimiz buyurdular ki ilim tahsil etmek her Müslüman’a farzdır.”

İnsanın eylemini iki türlü değerlendirmemiz mümkündür; bir eylem / şekil olarak, iki mahiyet olarak.

İslam, emrettiği şeylerin tamamının şekilsel olarak insanlarda var olduğunu ve insan olması güdüsüyle onları yapacağını biliyor. Allah’ın emirlerini bilmeyen bir insan da karnını doyurması için çalışması gerektiğini bilmektedir ve bu çalışmada gerekli olan araç ve gereçleri de bilmektedir. Tüm bunlar iman etsin veya etmesin şekil olarak herkeste vardır; Allah’ın istediği ise o şeklin içeriği dolu olsun.

Her insanın ruhunda fıtratında tapınma vardır ama Allah diyor kime tapacaksın nasıl tapacaksın? Bunların niteliğini Allah belirliyor. İslam ve Kuran nicelik bakımından zaten insanın fıtratının müsait olduğunu biliyor; ama nitelik üzerine İslam’ı tavsiye ediyor.

Yaptığımız işlerin tamamında, mimariden tutun güzel sanatlara kadar tamamında takva vardır. Ressam olabilirsiniz, müzisyen olabilirsiniz, önemli olan nasıl ve ne niyetle yaptığınızdır. İşte takva bunların içeriğini doldurmak içindir.

Bu yüzden İmam Ali’nin gençliğe ilk tavsiyesi” takvalı olun ve Allah’ın emirlerinden ayrılmayın” olmuştur. Ancak o zaman aldanmazsınız hem dünyanın şatafatına hem de dünya için sizi kullanmak isteyenlere.

Allah bizleri hakiki takvaya ulaşanlardan ve takvalı olanlardan karar kılsın.

YORUM EKLE