Kur'an'a Karşı Görevlerimiz | Metin Gök

 

Konuşmanın Konusu: Kur'an'a Karşı Görevlerimiz

Konuşmacı: Metin Gök

Konuşmanın Özeti:

 

Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla

Ramazan ayı Kuran-ı Kerim’in nazil olduğu aydır, Kuran’ın baharıdır. Bakara suresinde buyurulduğu üzere; “Bu yüce kitap Kuran-ı Kerim mübarek ramazan ayında nazil olmuştur”. Aynı şekilde diğer bütün semavi kitaplar ramazan ayında nazil olmuştur. Dolayısıyla bu ayda Kuran-ı Kerim’e karşı vazifelerimizi hatırlama ve kendimizi bu konuda geliştirmemiz gerekmektedir.

Her Müslümanın Kuran-ı Kerim’e karşı vazifeleri vardır. Bu sorumlulukları 2 ana başlık altında tanımlaya biliriz:

 

1.Talim (Kuran’ı öğrenmek): Peygamber efendimiz şöyle buyurmaktadır:

  

 

“Sizin en hayırlınız Kuran’ı öğrenen ve öğreten kimsedir.”

   

Bir Müslümanın altmış beş yıllık hayatında Kuran-ı Kerim’i ki insanın dünya ve ahiret hayatının düzeni ve saadeti bu kitapta gizlidir, üstünden dahi okuyamadan heder ederek geçirmesi asla bir Müslüman’a yakışmaz. Böyle bir sorumluluğumuz varken Kuran-ı Kerim’i okumaktan kaçınmak ve 65 yıllık ömür süresince her şeye vakit ayırıp Kuran-ı Kerim’e vakit ayırmamak kesinlikle bir mümine yakışmaz. İmam Zeynel Abidin (as) şöyle buyurmaktadır:

“Bir babanın evladına olan sorumluluklarından bir tanesi şeri hükümleri ve Kuran-ı Kerim okumayı öğretmesidir.”

Biz Kuran-ı Kerim okumayı öğrenmez isek nasıl bu yüce kitabın içindeki cevherlerden istifade edebiliriz?

 

2.Tedebbür: Bizim bu dünyada ve ahirette ihtiyaç duyacağımız her şey Kuran-ı Kerim’de geçmektedir. Dolaysıyla bizim kişisel ve toplumsal gelişimimiz için Kuran-ı Kerim’i sadece okumakla yetinmeyip aynı zamanda manasına da vakıf olmamız gerekmektedir.

Kuran-ı Kerim’de bolca “tefekkür edin” diye buyurulmaktadır.

Kuran’ı öğrenip, okuyup belli bir müddet sonra ilerlenmez ise, araştırmaz, ayetler üzerinde tefekkür edilmez ise bu durum bizleri sığ görüşlü yapacaktır. Elbette bununla birlikte bu yüce kitabımızdaki ayetlere amel etmek ve pratik hayatımızda uygulamak bizlerin en önemli görevidir.

Eğer Kuran-ı Kerim’i amel etmez fiili boyuta taşımaz isek okuduğumuz Kuran belki de bize lanet edecektir.

Şöyle buyrulmaktadır:

  

“Nice Kur'an okuyan kimseler var ki, Kur’an-ı Kerim onlara lanet eder.”

 

Allah Kuran-ı Kerim’i hem dünya hem de ahiret hayatımızı düzenlemek için göndermiştir. Bizim yapmamız gereken; Kuran-ı Kerim’i tozlu raflardan alıp hayatımızın içerisine entegre etmek, o kitabı yaşaya bilmek, ayetler hakkında düşünüp tedebbür edebilmek ve amele dökmektir.

Bu iki merhale gerçekleştiğinde, talim ve tedebbür neticesinde, ameli boyuta da döküldüğünde; insan tamamen bir mümin profili içerisine girmekte ve imanın o güzel kokusunu, özelliklerini kendi üzerinde taşımaktadır.

YORUM EKLE