9. Ders | Kur'an'da Müminlerin Velisi

Ders Başlığı: 30 Gün 30 Ayet

Ders Sayısı: 9. Ders

Ders Konusu: Kuran’da Müminlerin Velisi

Üstad: Abbas Akyüz

Dersin Özeti:

 

Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla

 

Bugünkü dersimizin ayeti, Ayete-l Kürsi’nin devamında gelen Bakara suresinin 257. ayetidir. Allah Teala buyuruyor ki:

اَللّٰهُ وَلِيُّ الَّذٖينَ اٰمَنُواۙ يُخْرِجُهُمْ مِنَ الظُّلُمَاتِ اِلَى النُّورِؕ وَالَّذٖينَ كَفَرُٓوا اَوْلِيَٓاؤُ۬هُمُ الطَّاغُوتُۙ يُخْرِجُونَهُمْ مِنَ النُّورِ اِلَى الظُّلُمَاتِؕ اُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ النَّارِۚ هُمْ فٖيهَا خَالِدُونَ

Allah, iman edenlerin velisidir. Onları karanlıklardan nura çıkarır. Kafir olanlar ise, onların velileri Tağut’tur. Onları nurdan karanlıklara çıkarır. İşte bunlar ateş ehlidirler. Orada ebedi kalacaklardır.

 

Bu ayet-i kerimede müminler ve kafirlerin velilerinden ve o velilerin yaptığı işlerden bahsedilir.

Öncelikle müminlerin velisinin “Allah” olduğu, inkar edenlerin velilerinin ise “Tağut” olduğu açıklanmış ve ardından müminlerin velisinin onları karanlıklardan nura çıkardığı, kafirlerin velilerinin ise onları nurdan karanlıklara çıkardığı beyan edilmiştir.

Yani bu ayet-i kerime, iki bölüm üzerinden ele alınmalıdır:

Birinci bölüm: Müminlerin velisi ve yaptığı fiil

İkinci Bölüm: Kafirlerin velileri ve yaptığı fiil ve ayrıca onların karşılaşacağı akıbet…

 

Birinci Bölüm

“Allah, iman edenlerin velisidir”. Veli yani yönetici, işleri yöneten, düzene koyan, tasarruf eden demektir. Öyleyse müminlerin yöneticisi, hayatlarını düzene koyan, işlerini yöneten kimse Allah Teala’dır. Müminlerin hayat çizgisini, Allah’ın koyduğu hükümler belirler.

“Onları, karanlıklardan nura çıkarır”. Allah Teala, sahip olduğu velayetle müminlerin hayatında onların günahtan uzak kalmasını, cehaletten çıkmasını, kötü sıfat ve karakterlerden kurtulmasını, haktan uzak kalmaktan kurtulmasını sağlar. Yani günahtan temizlik ve itaate, cehaletten ilme, rezilet sıfatlardan erdem sıfatlarına ve haktan uzak kalmaktan hakla birlikteliğe çıkarır.

 

İkinci Bölüm

“Kafir olanlar ise, onların velileri Tağut’tur”. Ayetin ilk bölümünde “müminlerin velisi” tabiri kullanılırken, tekil sıfat kullanılmıştır ve o velinin tek ve bir olduğuna vurgu yapılmıştır. Ancak kafirler için “veliler” tabirini yani çoğul sıfat kullanılmıştır. Kafirlerin velileri ise Tağut’tur.

Tağut, tuğyan kelimesinin mübalağa kipidir ve insanın haktan çıkmasına neden olan her şeye tağut denir. İnsanı Allah yolundan çıkaran putlar, Şeytan, nefis, zalim ve cabbar insanlar, tağutun örnekleridirler. Dolayısıyla cebr hakimlerinin hükümeti için tağut tabiri kullanılır. Heva hevesine uyan insan için de onun nefsi tağuttur.

Elbette tağut bu örneklerle sınırlı değildir. İnsanı Allah’a itaatten çıkaran her şey, onun için tağuttur. Kadim büyüklerin kullandığı bir tabir şöyledir:

کل ما شغلک عن الحق فهو طاغوتک

Seni Hakkın itaatinden alı koyan her şey, senin tağutundur.

 

Eğer sahip olduğumuz makam, güzellik, ses, ilim, maddiyat, araç, ev vb. her şey, bizi Allah’a ve hakka itaatten alı koyuyorsa tağuttur. Kafirler için belirtilen tağut veliler, çoğuldur ve çeşitlidir. Ancak her ne kadar çeşitli ve farklı olsalar da eylem ve hedefleri müşterektir. O da insanı nurdan karanlıklara çıkarmalarıdır.

 

Soru:

Peki kafirlerde zaten bir nur yoksa nasıl olur da tağutlar onları nurdan karanlıklara çıkarır?

Burada şunu söylemek gerekir ki Allah Teala, bütün insanlara yaratılışlarında bir nur vermiştir. Onun adı da fıtrat nurudur. Yani herkes temiz fıtrat üzere yaratılmışlardır. Ancak kendilerine veli edindikleri tağutlar, onları bu fıtrat nurundan ayırarak karanlıklara çıkarır.

  

Ayetin Son Kısmı

اُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ النَّارِۚ هُمْ فٖيهَا خَالِدُونَ

İşte bunlar ateş ehlidirler. Orada ebedi kalacaklardır.

 

Yani, artık tağutu kendilerine veli edinenlerin akıbeti ateştir ve kafirler, ateş ehlidirler. Orada da ebedi kalacaklardır.

 

Ayetteki Nükteler

  1. Ayette müminler için tek bir veli (Allah Teala), kafirler için ise veliler tabiri kullanılmıştır. Oysa bir insanın bir yöneticiyi kabullenmesi, sayısı çok olan yöneticileri kabullenmekten daha kolaydır. Bu insanın fıtratına da daha uygundur.
  2. Yine bu ayette “Nur” kelimesi tekil olarak kullanılmış ama zulmet kelimesi çoğul olarak “karanlıklar” kullanılmıştır. Nurun karşısında karanlık olması gerekirken Allah Teala, karanlıklar tabirini kullanmıştır. Bu farklılık, hem müminler için hem de kafirler için belirtilen ifadede kendini göstermiştir. Burada nur, doğru olan tek çizgiye benzetilmiştir. Fakat bu yoldan sapma durumunda çizgiler çoğalır ve ayette de karanlıklar, bu nedenle çoğul gelmiştir.
  3. Bu ayette hak, nur olarak ifade edilmiş ve küfür ise karanlık olarak ifade edilmiştir. Buradaki nükte şudur ki insan, ancak nur ve aydınlıkta hareket etme ve ilerleme kabiliyeti bulur. Rahatlık, huzur ve ümit ancak aydınlıktadır. Fakat insan karanlıkta hareket etme kabiliyetini kaybeder, ümidini yitirir, huzur ve rahatlığını kaybeder.
  4. Bu ayete göre müminler, hayatlarında hiçbir zaman çıkmazlığa duçar olmaz. Girdiği sokaklar çıkmaz sokaklar değildir. Zira Allah Teala onun için her zaman bir çıkış yolu belirler. Fakat kafirler, velayetlerini tağuta verdikleri için çıkmazlığa duçar olur ve hayatlarında şaşkınlık ve hayretler içinde kalma durumları vardır.
  5. Allah’ı veli edinmenin dışında kalan insan, ister istemez tağutun velayetini kabul etmiş olur. burada iki şık karşımıza çıkmaktadır. Ya insan, Allah’ın velayetini kabul edecek; yahut bu velayeti kabul etmezse tağutun velayetini kabul etmiş demektir. Zira üçüncü bir şık yoktur.

 

Soru: 

Müminler, zaten Allah’a inanmak ve onu kabul etmekle nurun içindedir ve karanlıklarda değildir. Nasıl olur da Allah Teala, o müminler için karanlıklardan nura çıkarma tabirini kullanır? Zaten nura sahip olan kimseyi, karanlıklardan nura çıkarma ifadesi bir anlam ifade eder mi?

Nura çıkmanın ve nurla birlikte olmanın aşamaları vardır. Namazda “Bizi dosdoğru yola ilet” derken, namaz kılan insan zaten doğru yolu seçip ona göre hayatını şekillendirmiştir. Öyleyse “Bizi dosdoğru yola ilet” dediğimizde bu doğru yolun aşama ve merhalelerinin olduğunu fark ederiz. Aynı şekilde karanlıklardan nura çıkmanın ve nurla birlikte olmanın da aşama ve merhaleleri vardır. Yani iman eden insan, sahip olduğu konumda bir üst merhalesine göre karanlıkta, bir alt merhalesine göre ise nurdadır. Allah Teala da, imanını güçlendiren ve onun velayetini kabul eden insanı sürekli olarak bu merhalelerde yükselmesini ve her bir aşamada karanlıklardan nura çıkmasını sağlar.

 

Nur Tabirinin Tekil, Karanlık Tabirinin Çoğul Kullanılmasındaki Bir Başka Hikmet

Hak olan yolda birlik ve vahdet hakimdir. Ancak batıl yolda ayrılıklar ve ihtilaflar vardır. Zira doğru yol tektir ama bu yoldan sapma çizgileri çoktur. Bu nedenle doğru yolda olanlar arasında bir vahdet söz konusudur. Ancak yoldan sapanlar arasında sürekli bir ihtilaf ve ayrılık söz konusudur.

6- Allah Teala asla kimseyi zorla ve baskıyla insanı karanlıklardan nura veya nurdan karanlıklara çıkarmaz. Bunu belirleyen etken bizim amellerimizdir. Yani bizler, karanlıklardan nura çıkmayı ya da nurdan karanlıklara çıkmayı amellerimizle belirleriz. 

YORUM EKLE