7. Ders | Allah Yolcusu İnsan 1

 

Ders Başlığı: 30 Gün 30 Ayet

Ders Sayısı: 7. Ders

Ders Konusu: Allah Yolcusu: İnsan-1

Üstad: Abbas Akyüz

Dersin Özeti:

 

Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla

Bugünkü dersimize konu olacak ayet İnşikak suresinin 6. ayetidir:

  

يَٓا اَيُّهَا الْاِنْسَانُ اِنَّكَ كَادِحٌ اِلٰى رَبِّكَ كَدْحاً فَمُلَاقٖيهِۚ

Ey insan! Sen Rabbine doğru sürekli didinip durmaktasın ve sonunda Ona kavuşacaksın.

  

Bu ayet-i kerimede bütün insanlık muhatap alınarak, bu dünyadaki seyrinden, yolculuk halinde oluşundan, bir maksada doğru ilerleyişinden bahsetmektedir: “Senin varacağın yer Rabbinin huzurudur ve sen, bu seferde çaba harcıyor ve zorluklarla birlikte bir yolculuk yapıyorsun. Sonunda da Rabbine kavuşacaksın”

Bu ayet-i kerimeyi iki bölümde ele alabiliriz:

  1. İnsanoğlunun sürekli bir sefer halinde oluşu
  2. Bu seferin noktalanacağı Allah Teala’nın huzuru

Birinci Bölüm

Burada tüm insanlar muhatap alınmıştır: “Ey insan! Sen Rabbine doğru sürekli didinip durmaktasın”

İnsanın bu durumu açıklanırken Allah Teala’nın “Rab” sıfatı ön plana çıkarılmıştır ve insanın Rabbine doğru bir yolculukta olduğunu belirtir. Belli ki “Rab” kelimesinin burada bir mesajı vardır. Yani insanoğlunun terbiye edilişinin bir gereğidir bu.

Zira “Rab” yani eğiten, insanı kemaline doğru sevk eden ve yetiştiren demektir. Allah’ın rububiyeti ise insanın böyle (yani zorluklar, darlık ve sıkıntı içeren) bir yolculukta olmasını gerektirir.

İnsanın bu dünyada Rabbine doğru yolculuk halinde oluşu, hayatımızı kuşatan bir gerçektir ve insan bir sefer halindedir. Bu yolculukta bir durağanlık veya geriye gitme durumu yoktur.

İnsan, bu dünyada maddi hedeflere ulaşmak istese dahi bu da birtakım zorluklarla iç içedir. Maddi hedefine ulaşmak isteyen insan birtakım sıkıntı ve zorlukla karşılaşır ve onları aşmak zorundadır. Elbette manevi ve sonsuz menfaat ve güzellikleri hedeflediğinde bu sıkıntı ve zorluklar daha da zorlaşacaktır.

Netice olarak bu ayetten anlaşılan şunlardır:

  1. Dünya, rahatlık ve huzur mekânı değildir.
  2. Dünya, sıkıntı ve zorluklarla iç içe olan bir alemdir.

Bir hadis-i şerifte şöyle geçer:

  

امام علىّ بن الحسين عليه السلام: وَالرّاحَةُ لَم تُخلَق في الدُّنيا وَلا لِأهلِ الدُّنيا إنَّما خُلِقَتِ الرّاحَةُ في الجَنَّةِ وَ لِأهلِ الجَنَّةِ

İmam Zeynel Abidin (a.s): Dünya, rahatlık yurdu değildir ve dünya ehli için de öyle. Rahatlık ve huzurun yeri Cennettir ve cennet ehline aittir.[1]

 

Hazret, bu hadisin devamında ise şöyle buyurmaktadır:

  

كَلاَّ مَا تَعِبَ أَوْلِيَاءُ اَللَّهِ فِي اَلدُّنْيَا لِلدُّنْيَا بَلْ تَعِبُوا فِي اَلدُّنْيَا لِلْآخِرَةِ

Allah’ın veli kulları, dünyada zahmet ve sıkıntıya dünya için katlanmamışlardır. Aksine dünyada bu zorluklara ahiret için katlanmışlardır.[2]

 

İnsan şunu biliyor ki bu dünyaya gelişinden itibaren ayrılacağı ana kadar zorluklarla iç içe olacaktır. Zira insanın doğuşunda bile hem anne hem de doğan çocuk için sıkıntılı bir süreç yaşanır. İnsanın çocukluk dönemi, gençlik dönemi, yetişkinlik ve yaşlılık dönemi, bunların tamamında zorluk ve sıkıntılar vardır ve insan, bu dönemlerin hiçbir evresinde (mutlak) rahatlık ve huzura erişemez.

Burada asıl amaç insanın eğitilmesi ve kemaline doğru ilerlemesidir. 

 

İkinci Bölüm

Ayetin ikinci bölümünde ise insanın bu zorlu ve sıkıntılı seferinin Rabbinin huzurunda son bulacağını anlatır. Bütün insanlar ister mümin, Müslüman olsun ister gayri müslim ve inkar edenlerden olsun Rabbine kavuşacaktır.

Ancak Allah’ın hangi sıfatıyla karşılaşacağı, bu dünyada izlediği çizgiye ve kat ettiği yola bağlıdır. İnsan bu yolculuğun sonunda Allah’ın rahman, rahim, gaffar, latif, rauf vb. sıfatıyla da karşılaşabilir, ya da “اشد المعاقبین” yani ceza verenlerin en çetini, kahhar sıfatı ile de karşılaşabilir.

Yani insanın bu yolculuğu ya Allah’ın cemal sıfatları ya da celal sıfatları ile karşılaşmasıyla son bulur.

İnsanın yolculuğu “رب العالمین” alemlerin rabbinden başlar ve yine “مالک یوم الدین” din gününün sahibine ulaşmakla da noktalanır. Bu yolculuktan hiç kimsenin kaçışı veya yoksun olması mümkün değildir ve hiç kimse Allah’ı aciz bırakamaz:

  

وَالَّذٖينَ يَسْعَوْنَ فٖٓي اٰيَاتِنَا مُعَاجِزٖينَ اُو۬لٰٓئِكَ فِي الْعَذَابِ مُحْضَرُونَ

Ayetlerimizi etkisiz bırakmak için çaba harcayanlar; işte onlar da azabın içine getirilmişlerdir.[3]

 

İşte insanın, hükmün yalnız Allah’a ait olduğu ve diğer bütün iradelerin etkisiz kalacağı günde Allah’ın rahman ve gaffar sıfatı gibi Cemal sıfatları ile mi yoksa kahhar ve zu’ntikam gibi Celal sıfatları ile mi karşılaşacağı, bu dünyada gösterdiği irade, eylem ve davranışları ile belirlenir.

Yolculuğunun sonunda Cemal sıfatı ile karşılaşacak olan insanın amel defteri ayetin de buyurduğu üzere sağ eline verilir;

  

فَاَمَّا مَنْ اُو۫تِيَ كِتَابَهُ بِيَمٖينِهٖۙ

Kime kitabı sağından verilirse…[4]

   

Celal sıfatı ile karşılaşacak olan insanın amel defteri de yine ayette geçtiği üzere sol eline ve hatta sırtından verilir:

  

وَاَمَّا مَنْ اُو۫تِيَ كِتَابَهُ وَرَٓاءَ ظَهْرِهٖۙ

Kime de kitabı arkasından verilirse…[5]

  

 Bunun sebebi de bu dünyada insana yol gösterici olan Kuran’ı Kerim’i arkasına alması (görmezden gelmesi) ve onu bir imam, yol gösterici, kılavuz gibi görmemesinden ötürü olabilir.

Amel defteri sağ eline verilen insanın hesabının kolay bir şekilde görülecektir:

  

فَسَوْفَ يُحَاسَبُ حِسَاباً يَسٖيراًۙ

(Kime kitabı sağından verilirse) hesabı kolay bir şekilde görülecektir;[6]

 

Bu konuda Allah Resulünden (s.a.a) şöyle bir hadis nakledilmiştir:

   

ثَلاَثٌ مَنْ كُنَّ فِيهِ حَاسَبَهُ اَللَّهُ حِسَاباً يَسِيراً وَ أَدْخَلَهُ اَلْجَنَّةَ بِرَحْمَتِهِ، قَالُوا: وَ مَا هِيَ يَا رَسُولَ اَللَّهِ ؟ قَالَ: تُعْطِي مَنْ حَرَمَكَ، وَ تَصِلُ مَنْ قَطَعَكَ، وَ تَعْفُو عَمَّنْ ظَلَمَكَ

“Üç haslet vardır ki bunlar kimde olursa, Allah Teala onu kolay bir hesaba tabi tutar ve onu rahmetiyle cennete sokar.” Bu hasletler nelerdir ey Allah’ın Resulü? Diye sorduklarında hazret (s.a.a) şöyle cevap verir: “Sana yardım eli uzatmayana yardım eli uzatman, seninle ilişkisini kesenle diyalog kurman ve sana zulmeden ve haksızlık yapanı affetmendir.”[7]

  

Sonuç:

Şunu anlamamız gerekiyor ki imtihansız dünya yoktur. Allah Teala, mutlak rahatlık ve huzuru bu dünya için irade etmemiştir. Huzuru ve rahatlığın aranacağı yer kıyamettir ve insan, orası için çaba göstermeli ve irade göstermelidir.

 

[1] Reyşehri, Muhammedi, Mizanu’l Hikmet, c. 4, s. 549

[2] Reyşehri, Muhammedi, Mizanu’l Hikmet, c. 4, s. 549

[3] Sebe suresi, 38

[4] İnşikak suresi, 7

[5] İnşikak suresi, 9

[6] İnşikak suresi, 8

[7] Biharu’l Envar, c. 7, s. 96

YORUM EKLE