32- Secde Suresi ve Türkçe Meali

Sure: Secde Sûresi Türkçe Meali

Meal: Üstad Murtaza Turabi

Okuyan: Muhammed Acar

   
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
1.    Elif, Lâm, Mîm.
2.    Kendisinde kuşku olmayan bu kitap, âlemlerin Rabbinden indirilmedir.
3.    Yoksa "Onu uydurdu" mu diyorlar? Hayır; o, senden önce kendilerine uyarıcı gelmemiş bir topluluğu uyarman için Rabbinden gelen bir haktır. Olur ki hidayete ererler.
4.    Gökleri ve yeri ve o ikisinin arasında olan her şeyi altı günde yaratan, sonra Arş'a hükmeden, Allah'tır. O'ndan başka bir dost ve şefaatçiniz yoktur. Düşünüp öğüt almaz mısınız?!
5.    O, gökten yere doğru her işi düzenler. Sonra işler, sizin saydığınıza göre bin yıl tutan bir günde O'na doğru çıkar.
6.    Gizliyi ve açıkta olanı bilen, üstün olan ve sürekli merhamet eden O'dur.
7-9. Yarattığı her şeyi güzel yapan, insanı yaratmayı çamurdan başlatan, sonra onun soyunu değersiz bir suyun özünden yapan, sonra onu düzeltip biçim veren, ruhundan ona üfleyen ve sizin için kulaklar, gözler ve kalpler var eden O'dur. Ne de az şükrediyorsunuz!
10.    "Yeryüzünde kaybolduktan sonra yeni bir yaratılışta mı olacağız?!" dediler. Doğrusu, onlar Rableriyle buluşmayı inkâr ediyorlar.
11.    De ki: "Sizinle görevli olan ölüm meleği canınızı alır, sonra Rabbinize döndürülürsünüz."
12.    Suç işleyenleri, Rablerinin huzurunda başlarını öne eğmiş olarak, "Rabbimiz! Gördük ve duyduk; bizi çevir de, iyi işler yapalım; artık yakinen iman etmişiz." diyecekleri zaman bir görsen!
13.    Biz dileseydik, herkese hidayetini verirdik. Fakat, "Kuşkusuz, cehennemi cinler ve insanlarla top yekûn dolduracağım." diye benim sözüm kesinleşti.
14.    Bu güne kavuşmayı unuttuğunuz için tadın (azabı)! Biz de sizi unuttuk. Artık yaptıklarınız yüzünden ebedi azabı tadın!
15.    Bizim ayetlerimize, ancak ayetlerimiz kendilerine hatırlatıldığında secdeye kapanan ve büyüklük taslamadan Rablerini överek tesbih eden kimseler inanır.
16.    Vücutları yataklardan ayrılır, Rablerine korku ve ümit içinde yalvarırlar ve kendilerine verdiklerimizden (Allah yolunda) harcarlar.
17.    Hiç kimse, yaptıklarına mükâfat olarak kendileri için saklanan göz aydınlatıcı nimetlerin ne olduğunu bilemez.
18.    Mümin olan kimse, emre karşı gelen (fasık) kimse gibi midir? Bunlar, eşit olamazlar.
19.    İman edip doğru işler yapanlar, yaptıkları işlere karşılık yerleşecekleri bahçelerde ağırlanırlar.
20.    Ama emre karşı gelenlerin (fasıkların) barınağı ateştir. Ne zaman oradan çıkmak isteseler, tekrar ona geri döndürülürler ve onlara, "Yalanlamakta olduğunuz ateşin azabını tadın!" denir.
21.    Belki dönerler diye, o büyük azabın dışında, mutlaka daha yakın azaptan onlara tattıracağız.
22.    Rabbinin ayetleri kendisine hatırlatıldıktan sonra onlardan yüz çevirenden daha zalim kim var? Kuşkusuz, biz suçlulardan intikam alırız.
23.    Gerçekten biz Musa'ya kitap verdik. Şu hâlde O'nunla buluşacağından şüphe etme. Biz o kitabı İsrailoğulları'na hidayet vesilesi kıldık.
24.    Sabrettikleri ve bizim ayetlerimize yakinen iman ettikleri için, onlardan, emrimiz ile (halkı) hidayete ileten önderler kıldık.
25.    Kuşkusuz Rabbin, kıyamet günü ihtilaf ettikleri şeyler hakkında onların aralarında hükmedecektir.
26.    Şimdi yurtlarında gezip dolaştıkları, kendilerinden önce yaşamış nice kuşakları helak etmemiz, onları hidayete iletmedi mi? İşte bunda, birçok ayet vardır. Hâlâ duymazlar mı?!
27.    Suyu kurak topraklara sevk ettiğimizi ve onunla hayvanlarının ve kendilerinin yediği ekinler çıkardığımızı görmediler mi? Yine görmezler mi?!
28.    "Doğru söylüyorsanız, bu zafer ne zamandır?" derler.
29.    De ki: "Zafer günü kâfir olanlar için imanları bir fayda vermez ve onlara fırsat da verilmez."
30.    Artık onlardan yüz çevir ve bekle. Onlar da beklemektedirler.

YORUM EKLE