2. Ders | Oruç İbadeti ve Hafifletici Unsurlar

Ders Başlığı: 30 Gün 30 Ayet

Ders Sayısı: 2. Ders

Ders Konusu: Oruç İbadeti ve Hafifletici Unsurlar

Üstad: Abbas Akyüz

Dersin Özeti:

Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla

Oruç İbadeti ve Hafifletici Unsurlar

Bugün ele alacağımız ve inceleyeceğimiz ayet-i kerime, Bakara suresinin 184. Ayetidir.

اَيَّاماً مَعْدُودَاتٍؕ فَمَنْ كَانَ مِنْكُمْ مَرٖيضاً اَوْ عَلٰى سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِنْ اَيَّامٍ اُخَرَؕ وَعَلَى الَّذٖينَ يُطٖيقُونَهُ فِدْيَةٌ طَعَامُ مِسْكٖينٍؕ فَمَنْ تَطَوَّعَ خَيْراً فَهُوَ خَيْرٌ لَهُؕ وَاَنْ تَصُومُوا خَيْرٌ لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ

  

“Oruç, sayılı günler size yazıldı. Sizden kim hasta olursa yahut yolculukta olursa başka günlerde bu orucu tutar. Orucun kendilerine zor geldiği kimseler, bir miskini doyuracak kadar fidye verirler. Kim bir hayrı gönülden işlerse bu onun için daha hayırlıdır. Oruç, sizin için hayırlıdır. Eğer bilseniz!”

Bu ayette öncelikle farz kılınan oruç ibadeti ile ilgili olarak hafifletici ve kolaylaştırıcı unsurlara yer verilmiştir. Örneğin:

1. Farz kılınan oruç, sayılı günlerdir. Yani 12 Kameri aydan yalnızca bir ay oruç tutulması istenmiştir.

2. Bir mükellef, hasta veya yolculukta ise o gün oruç tutmaz. Diğer günlerde o orucun kazasını yerine getirir.

3. Oruç tutmaya gücü olmayan mükellef, bir fakiri doyuracak kadar kefaret verir ve oruç teklifi üzerinden kalkmış olur.

Bu üç unsurun ardından orucun aslı ile ilgili olarak iki buyrukta bulunuyor.

1. Sizler bu orucu istek ve iştiyakla yerine getirin. Zira kim bir hayrı gönülden işlerse bu onun için daha hayırlıdır.

2. Oruç tutmanın bizzat kendisi “eğer bilseniz” sizin için hayırlıdır.

Ayetle İlgili Önemli Detaylar

1. Ramazan ayı ve oruç tutacağınız günler sayılı günlerdir. Bununla birlikte bu sayılı günler oruç farizası üzerinden önemli bir konuma sahiptir. Örneğin: Ramazan ayında mükellef, oruç tutamadığı günler sayısınca diğer günlerde oruç tutmak zorundadır. Bu da oruçta, sayılı günlerin tamamlanmasının önemli olduğunu gösterir. Netice olarak orucun sayılı günlerde olması, oruç farizasının aslı kadar önemlidir. Bu sayı ne artırılabilir ne de eksiltilebilir.

2. Hasta ve yolculukta olan mükellef, o günlerde oruç tutmaz ve iftar eder. Bunun yerine diğer günlerde tutulmayan oruçlarını tutmak zorundadır. Nasıl sağlıklı ve oruç tutmaya gücü yeten kimse için oruç tutmak bir zorunluluk ise hasta veya yolculukta olan kimse için de oruç tutmamak bir görevdir ve farzdır.

Mecmeu’l Beyan tefsirinde yer alan bir rivayette şöyle geçer: Allah Resulünün (s.a.a) ashabından bazıları yolculukta olmalarına rağmen iftar etmek istemediler. Bunun üzerine Peygamber efendimiz onları “Asi” olarak nitelendirdi.

İmam Sadık (a.s) şöyle buyuruyor: Yolculukta seferi iken oruç tutan insan, yolcu olmayıp da orucunu iftar eden kimse gibidir.

Ayrıca bazı tarihi nakillerde Peygamber Efendimizin (s.a.a) Ramazan ayında, Medine’den Mekke’ye hareket ederken belli bir mesafe kat ettikten sonra herkesin görebileceği şekilde su istediği ve orucunu iftar ettiği, orada bulunan herkesin de oruçlarını iftar etmelerini emrettiği belirtilmiştir.

Oruç tutması kendisi için meşakkatli ve zor olan kimseler, bir insanı doyuracak kadar gıdayı bir fakire vermelidirler. Bunun adı ise fıkıhta “Fidye” olarak geçer. Yani iftar edilen her güne karşılık bir fakirin doyacağı miktarda gıda maddesi fidye olarak verilir. Bunun miktarı da yine fıkıhta “Bir Mod” yani 750 gr. Gıda maddesi olarak açıklanmıştır.

Buraya kadar açıklanan maddeler oruç farizasında yer alan hafifletici unsurlardır. Ancak Allah Teala, orucun aslına yönelik de ayetin sonunda beyanda bulunmuştur. O da kulların bu farizayı gönülden ve kendi isteğiyle yerine getirmesinin onlar için daha hayırlı olduğu beyanıdır. Aynı zamanda bu istek, tüm hayır ve güzel işlerle ilgili bir kuraldır.  Namaz da bir ibadettir ve her mükellefin yerine getirmesi gereken bir farzdır. Ancak namaz istek ve iştiyakla yerine getirilirse bizim için daha faydalı olacaktır.

Yine bu kuralın ardından bir başka hususa yer veriliyor. Yani yerine getirilen tüm iyilik, hayır ve güzellikler Allah’a değil bizzat bize yöneliktir. Oruç da ez cümle bu tür güzellik ve hayırlardan biridir:

وَاَنْ تَصُومُوا خَيْرٌ لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ

(Oruç, sizin için hayırlıdır. Eğer bilseniz!)

Ehli Sünnet’in Ayete Yaklaşımı

   

فَمَنْ تَطَوَّعَ خَيْراً فَهُوَ خَيْرٌ لَهُؕ

“Kim bir hayrı gönülden işlerse bu onun için daha hayırlıdır.”

Ehli Sünnet’e göre bu ifadeden maksat orucun aslı değil hafifletici unsurlarıdır. Yani bu ifade, oruç tutamayan mükellefler için geçerlidir: Ehli Sünnet genel olarak bu ifadeyi, oruç tutamayan mükellefin, tutamadığı her gün için bir fidye vereceği ve Fidye konusunda da “kim gönülden bir hayır işlerse (örneğin bir Mod değil de daha fazla verirse) onun için daha hayırlı olacağı” manasında tutmuşlardır.

Ayetin devamındaki ifadeden de:

وَاَنْ تَصُومُوا خَيْرٌ لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ

(Oruç, sizin için hayırlıdır. Eğer bilseniz!)

Hasta veya yolculukta olan kimsenin (orucu iftar edip sonraki günlerde kazasını yerine getirebilir manasına ek olarak) aslında oruç tutmasının daha hayırlı olacağı kanaatine varmışlardır.

Bu Görüşün İncelenmesi

Ayetteki “تَطَوَّعَ” (gönülden yerine getirmek) ifadesi müstehap ve sünnete işaret etmez. Yani Ehlisünnet’e göre gönülden hayır işlemek farzlar için değil sünnet ve müstehaplar için geçerlidir. Ancak bu ifade, ayetin nüzulünden çok sonraları sünnete işaret eden bir manaya dönüşmüştür. Aslında ise gönülden iş yapmak hem farzlar hem de sünnetler için geçerlidir.

Ayrıca “Oruç sizin için hayırlıdır. Eğer bilseniz!” ifadesi ise son cümleye atıf olmayıp orucun aslına atıftır. Zira bu ifadeden önce iki seçeneğe işaret eden (ve bu ifadeyi ona atfedeceğimiz) başka bir ifade yoktur. Ayetin başında yalnızca hasta veya yolculukta olan kimsenin durumu ve görevi beyan edilmiştir ve orada ikinci bir seçenek sunulmamıştır.

Yine Kuran’ı Kerim’in başka ayetlerinde bu ayete benzer ayetler yer almıştır ve o ayetlerde de böyle bir atıf ve seçenek söz konusu olmamıştır. Örneğin:

يَٓا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُٓوا اِذَا نُودِيَ لِلصَّلٰوةِ مِنْ يَوْمِ الْجُمُعَةِ فَاسْعَوْا اِلٰى ذِكْرِ اللّٰهِ وَذَرُوا الْبَيْعَؕ ذٰلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ

“Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığında Allah’ı anmaya koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilseniz, bu sizin için daha hayırlıdır. ”

Bu ayette de “Eğer bilseniz, bu sizin için daha hayırlıdır” ifadesi iki seçenek için kullanılmamıştır. Yani Cuma namazını kılma yahut kılmama gibi bir durum söz konusu değildir ki Cuma namazını kılmak daha hayırlı olsun! Bu ifade Cuma namazının aslı için kullanılmış ve Allah Teala, bu namazı kılmanın Müslüman kimse için hayır olacağını beyan etmiştir.

وَاِبْرٰهٖيمَ اِذْ قَالَ لِقَوْمِهِ اعْبُدُوا اللّٰهَ وَاتَّقُوهُؕ ذٰلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ

“İbrahim’i de (gönderdik). Kavmine şöyle demişti: “Allah’a kulluk edin ve O’na itaatsizlikten sakının. Eğer bilseniz bu sizin için daha hayırlıdır.”

Bu ayette de “Eğer bilseniz bu sizin için daha hayırlıdır” ifadesinden önce iki seçenek yoktur ve Allah’a itaat etmenin, itaat etmemekten daha hayırlı olduğu manası yoktur. Bizzat Allah’a kulluk ve itaatin bizzat kendisinin insanlar için daha hayırlı olduğu ifade edilmiştir.

يَٓا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا هَلْ اَدُلُّكُمْ عَلٰى تِجَارَةٍ تُنْجٖيكُمْ مِنْ عَذَابٍ اَلٖيمٍ* تُـؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَرَسُولِهٖ وَتُجَاهِدُونَ فٖي سَبٖيلِ اللّٰهِ بِاَمْوَالِكُمْ وَاَنْفُسِكُمْؕ ذٰلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَۙ

“Ey iman edenler! Sizi, elem verici azaptan kurtaracak bir ticareti size göstereyim mi? Allah’a ve resulüne iman edersiniz, Allah yolunda mallarınızla ve canlarınızla cihad edersiniz. Eğer bilseniz bu sizin için daha hayırlıdır.”

Yine bu ayetteki “Eğer bilseniz bu sizin için daha hayırlıdır” ifadesi Allah Resulünün (s.a.a) gösterdiği yola tabi olmak ve itaatin insan için daha hayırlı olduğuna işarettir ve iki seçenek arasından bir tercihe yönelik değildir.

Sonuç

وَاَنْ تَصُومُوا خَيْرٌ لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ

(Oruç, sizin için hayırlıdır. Eğer bilseniz!)

Buradaki ifade, orucun hafifletici ve kolaylaştırıcı unsurlarına değil bizzat orucun aslına yönelik bir ifadedir. Yani “oruç farizası, bilen ve idrak eden insan için daha hayırlıdır” manası ortaya çıkar.

Allah bizleri gönülden rağbetle oruç tutanlardan kılsın. Ramazan ayı orucunun bize yönelik olduğunu anlayan ve idrak edenlerden kılsın ve her halükârda vazifemize aşina ve amil insanlardan kılsın.

YORUM EKLE