13. Ders | Şehit ve Şehadet

Ders Başlığı: 30 Gün 30 Ayet

Ders Sayısı: 13. Ders

Ders Konusu: Şehit ve Şehadet

Üstad: Abbas Akyüz

Dersin Özeti:

Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla

Bu dersimizde Âl-i İmran suresi 169. Ayet-i kerimesi üzerinde durmaya çalışacağız. Allah Teala buyuruyor ki:

وَلَا تَحْسَبَنَّ الَّذٖينَ قُتِلُوا فٖي سَبٖيلِ اللّٰهِ اَمْوَاتاًؕ بَلْ اَحْيَٓاءٌ عِنْدَ رَبِّهِمْ يُرْزَقُونَۙ

Allah yolunda öldürülenleri ölü sanmayın. Onlar diridirler ve Rableri katında nimetlerden yararlanıyorlar.

 

Ayetten İlk Mesajlar

Bu ayet-i kerime, şehadet ve şehitlerle ilgili bir ayettir. Allah yolunda şehit olan insanın ölü olmadığını, tam tersine diri olduklarını ve Rableri katında rızıklandıkları ifade ediliyor. Şehadet aslında hayatın sonu değil, gerçek hayatın başlangıcıdır. Allah yolunda ölen insan ise gerçek hayata adım atmış olur.

Bunun aksine dünyada gördüğümüz birçok diri aslında ölüdür. Tabii ölülerle farkı yiyen, içen, yürüyen ama ruhları itibariyle ölü kimselerdir.

Elbette her türlü öldürülüşün bu tür manevi bir değere sahip olduğu söylenemez. İnsan eğer Allah yolunda öldürülürse böylesine bir manevi değere sahip olur. Zira ayette: “Allah yolunda öldürülenleri ölü sanmayın” buyuruyor.

Yine burada “Onlar diridirler ve Rableri katında rızıklanırlar” tabirindeki “diridirler” ne demektir!? Bizim algılamamız ve anlamamız çok zordur. Burada Allah Teala’nın “İndiyyet” makamında bahsediliyor: “Rableri katında rızıklanırlar” Verilen rızkın nasıl bir rızık olduğu, şehitlerin rızkı nasıl aldıkları ve aldıkları rızıklarla nelere ulaştıkları bizim için bilinmeyen ve perde arkasında vuku bulan gerçeklerdir.

 Birçok zahiri şeyleri anlamakta zorluk çeken bizler, bu dünyanın batını ve perde arkasında olup biten şeyleri anlamakta da elbette çok daha fazla zorlanırız. Kuran’ı Kerim’de

وَلَا تَقُولُوا لِمَنْ يُقْتَلُ فٖي سَبٖيلِ اللّٰهِ اَمْوَاتٌؕ بَلْ اَحْيَٓاءٌ وَلٰكِنْ لَا تَشْعُرُونَ

Allah yolunda öldürülenler için “ölüler” demeyin. Hayır, onlar diridirler, fakat siz anlamazsınız.[1]

Ayrıca, yine ayetlerin tabiriyle yerde ve gökte ne varsa Allah’ı tesbih eder. Ancak insanın bu tespihin nasıl olduğunu, Allah’ı nasıl yücelttiklerini, nasıl hamd ettiklerini, tenzih ettiklerini, kudretini, hikmetini, azametini andıklarını anlaması zahiri duruşuyla mümkün değildir. Bizler bu zikir ve anmaları duymuyoruz ve anlamıyoruz. Fakat bu, öyle bir zikrin olmadığı anlamına da gelmez.

Aynı şekilde kıyamet gününün bir özelliği de insanın gözüne çekilen perdelerin kenara itilmesi ve insanın dünyada göremediği, fark edemediği şeyleri görüp idrak edecek olmasıdır:

لَقَدْ كُنتَ فِي غَفْلَةٍ مِّنْ هَذَا فَكَشَفْنَا عَنكَ غِطَاءكَ فَبَصَرُكَ الْيَوْمَ حَدِيدٌ

"Andolsun, sen bundan gaflet içindeydin; işte Biz de senin üzerindeki örtüyü açıp kaldırdık. Artık bugün görüş gücün keskindir."[2]

Ayetten anlaşılan şu ki bu gerçekler, insan dünyadayken de vardı ama insan göremiyordu ve gözlerin önüne perdeler çekilmişti. Bu perdeler de yine insanın günahla, yanlışlarla, yaptığı amellerle kendi gözüne çektiği perdelerdir.

Ancak eğer insan amellere dikkat ederek, temizlenerek bu perdeleri kenara iterse şehitlerin Rableri katında diri olduklarını ve rızıklandıklarını görebilirler.

 

  Şehit ve Şehadetle İlgili Nükteler

Biz Müslümanlara göre şehitler ölü değillerdir ve Rableri katında diridirler. Uhut Savaşı’nda Ebu Süfyan, Müslümanları hitap alarak şöyle haykırdı: “Sizden öldürdüğümüz bu yetmiş kişi, Bedir’de bizden öldürdüğünüz yetmiş kişiye karşılıktır.” Bunun karşılığında Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurdu: “Bizim ölülerimiz Cennettedirler ancak sizin ölüleriniz Cehennemdedirler”[3]

Hadislerde şöyle geçer: Allah Teala tarafından şehide yedi özellik verilir:

  1. Dökülen kanının ilk damlasıyla bütün günahları temizlenir.
  2. Şehit, başını Huru’l İyn’in dizine koyar
  3. Cennet elbiseleriyle süslenir
  4. En güzel kokularla ıtırlanır.
  5. Cennetteki yerini görür
  6. Ona, Cennetin her yerini dolaşıp seyretme izni verilir.
  7. Gözünün önünden perdeler kalkar ve Vechullah’ı seyre durur.[4]

Bir başka hadiste şöyle geçer:

Allah Resulü (s.a.a), bir adamın şöyle dua ettiğini duydu: “Allah’ım! Senden istenilenlerin en hayırlısını senden istiyorum.” Hz. Peygamber (s.a.a) bu duayı duyunca şöyle buyurdu: “Eğer bu dua kabul olursa, duanın sahibi Allah yolunda şehit olacaktır. Zira şehadet Allah’tan istenenlerin en hayırlısıdır.”[5]

Yine bir hadiste şöyle geçer:

“Her iyiliğin üstünde bir iyilik vardır. Ancak şehadet müstesna. Şehit olunca, artık ondan daha üstün bir iyilik yoktur.”[6]

Diğer bazı hadislerde kıyamet günü şehide şefaat etme hakkı tanınacağı belirtilir.

İmam Sadık’tan (a.s) şöyle nakledilir:

“Kıyamet günü, şehidin bu dünyada yaptığı hatalar kendisine gösterilmeyecektir. O, bu hataları unutacaktır ve bu Allah’ın şehide sunduğu bir lütuftur.”[7]

 

Şehitler Arasındaki Derece Farklılıkları

Savaşta cephenin ön kısmında savaşan ve düşman ile yüz yüze kalan kimselerle, cephenin arka kısmında yer alan kimselerden şehit olanların makamı aynı değildir.[8]

Yine hadislerde şehitlerin makamları hakkında şu ifadeler yer almıştır:

  • Allah yolunda şehit olanlar, Cennete kendilerine özgü bir kapıdan[9] ve herkesten önce girecekler.[10] Cennette de özel bir makama sahip olacaklardır. İnsanlar, onların makamına gıpta edeceklerdir.[11]
  • Şehadet, ölümlerin en iyisi ve en üstünüdür.[12]
  • Allah indinde, onun yolunda dökülen kan damlasından daha sevimli bir şey yoktur.[13]
  • Kıyamet günü şehit elinde silahı, üzerinde savaş kıyafeti ve güzel bir kokuyla mahşer sahnesine çıkacak ve melekler ona selam edeceklerdir.[14]

 

İmam Ali’nin (a.s) Şehadeti

Ehlibeyt imamlarından 11 tanesi, Allah’ın gönderdiği resul ve nebilerden birçoğu şehit olmuşlardır. İmam Ali (a.s) da kendine özgü birçok fazilete sahiptir. Örneğin Allah Resulüne (s.a.a) iman eden ilk erkek, Leyletu’l Mebit’te Peygamberin (s.a.a) yerine yatıp canını ortaya koyan, Resulullah’ın (s.a.a) kendine kardeş seçtiği, mescide kapısı açık kalan tek evin sahibi, İmamların atası, Hz. Fatıma Zehra’nın (s.a) eşi, Kabe’deki putları deviren, tüm savaşların kahramanı olan bir insandı.

Ancak bu yüce faziletlere sahip insan, “Kabe’nin Rabbine ant olsun ki kurtuldum” cümlesini, geçmişte yaşadığı hiçbir hadisede kullanmamış, başına aldığı öldürücü darbeden sonra kullandı.  

İmam Ali’nin (a.s) şu cümlesi şehidin ve şehadetin derecesinin ne denli yüce ve değerli olduğunu ortaya koyar:

“Ebu Talip’in oğlunun canını elinde tutan Allah’a ant olsun ki benim için Allah yolunda bin kılıç darbesine tahammül etmek, Allah’ın itaati olmadan ölüm döşeğinde can vermekten daha kolay ve tatlıdır.”[15]

 

Netice

Şehitlerin makamı, çok üstün bir makamdır. Nasıl ki gözleri görmeyen kimse, görmenin ne demek olduğunu anlayamazsa dünyadaki insan da şehitlerin canlılığını ve diriliğini idrak edemez.

Kuranı Kerim buyuruyor ki Allah yolunda infak etmek 700 kat sevapla karşılık bulacak ve bereketlenecektir:

Mallarını Allah yolunda infak edenlerin misali, yedi başak vermiş ve her bir başakta yüz dâne bulunan tohumun misali gibidir. Allah dilediğine (amelinin karşılığını) kat kat arttırır. Allah (ihsanı ve lütfu bütün varlığı kuşatacak kadar geniş olan) Vâsi’, (her şeyi bilen) Alîm’dir.[16]

Yani Allah yolunda infak edilen bir Dirhem 700 kat değer bulur ve bereketlenir. Bir insanın Allah yolunda infak ettiği bir Dirhem 700 kat değer buluyorsa, Allah için sahip olduğu en değerli şey olan canından vazgeçmesinin değeri ve bereketini siz düşünün.

 

[1] Bakara suresi, 154

[2] Kaf suresi, 22

[3] Mecmeu’l Beyan Tefsiri

[4] Vesailu’ş Şia, c. 11, s. 10

[5] Müstedreku’l Vesail, c. 2, s. 243

[6] Biharu’l Envar, c. 74, s. 61

[7] Vesailu’ş Şia, c. 11, s. 9

[8] Mizanu’l Hikmet

[9] Biharu’l Envar, c. 97, s. 8

[10] Biharu’l Envar, c. 97, s. 11

[11] Nuru’s Sakaleyn Tefsiri, c. 2, s. 241

[12] Biharu’l Envar, c. 100, s. 8

[13] Vesailu’ş Şia, c. 11, s. 6

[14] Biharu’l Envar, c. 97, s. 13

[15] Nehcu’l Belaga, hutbe 123

[16] Bakara suresi, 261

YORUM EKLE